
1. Mesajı olan veri hikâyeleri oluşturun
Tasarımda yapılan küçük farklılıklar, bir veri görselleştirmenin izleyici tarafından nasıl yorumlandığını derinden etkileyebilir. Bu tasarımlar; renk seçimi, başlık ve açıklamalar biçiminde karşımıza çıkabilir.
Çarpıcı bir örnek, Simon Scarr’ın Irak’taki ABD askeri müdahalesinin yol açtığı ölüm sayısını vurgulayan Iraq Bloody Toll çalışmasıdır. Aşağı doğru inen, kırmızı renkteki çubuk grafik Irak’taki kan gölünü güçlü biçimde çağrıştırır ve bu görsel metaforu son derece akılda kalıcı kılar. İlginçtir ki basit bir yeniden yönlendirme ve renk değişimi mesajı bütünüyle değiştirebilir.
Şekil 1: Simon Scarr’ın Iraq’s Bloody Toll çalışması [Kaynak]Veri anlatıcıları bu gücü, argümanları sorumlu ve bilinçli şekilde aktarmak için kullanmalıdır. Sözde nesnel bir veri hikâyesi sunarken, önyargıları büyütebilecek grafik ayrıntılarına dikkat edilmelidir. Örneğin, yanıltıcı korelasyonlardan kaçınmak için eksenler sıfırdan başlamalıdır.
Şekil 2. Aynı veri noktaları dramatik biçimde farklı sonuçlar iletebilir [Kaynak]2. Veri hikâyesindeki öğeleri uygun şekilde konumlandırın
Gutenberg ilkesi, içerik okunurken kullanıcının gözlerinin sol üstten sağ alta doğru Z şeklinde bir yol izlediğini söyler.
Şekil 3. Gutenberg ilkesi [Kaynak]Bu ilke veri hikâyelerine uygulandığında, en önemli bilgilerin sol üstte yer alması gerektiğini söyler. Daha ayrıntılı bilgiler grafiğin alt kısımlarında açılmalıdır. Eylem çağrısı, terminal bölümün bulunduğu grafiğin sağ alt kısmına da eklenebilir.
3. Tasarım ilkelerini kullanarak kitlenizi anlayın
Tasarım ilkeleri, kitlenin veri hikâyeleriyle yaşadığı deneyimi anlamak için kullanılabilir. The Design of Everyday Things adlı kitapta yazar Don Norman, son kullanıcıların tüm nesneleri üç duygu düzeyinde—içgüdüsel, davranışsal ve yansıtıcı—işlediğini savunur.
-
İçgüdüsel düzey: Kullanıcılar bir grafiği gördükleri ilk saniye içinde görünüşüne göre yargılar. Bu, insan duygularının yerleşik ve otomatik niteliklerine atıfta bulunan içgüdüsel işleme düzeyidir. Bu nedenle, bir grafiğin estetiği, kitlenin dikkatini veri hikâyesinde tutmanın anahtarıdır.
-
Davranışsal düzey: Ardından kullanıcı, görselleştirmeyi faydalılığına göre değerlendirir; bu da davranışsal işleme düzeyi olarak adlandırılır. Başka bir deyişle, izleyicinin, görselleştirme ile yazarın ne anlatmak istediğini görebilmesi gerekir.
-
Yansıtıcı düzey: Görselleştirme ile etkileşime geçtikten sonra kullanıcılar deneyimleri üzerine düşünür. Örneğin, bir kullanıcı, üzerine düşündüğünde deneyimini hoş bulursa bir veri panosunu yeniden kullanma eğiliminde olacaktır.
Veri Anlatımı Üzerine Daha Fazla İpucu
Bu makale, veri ekiplerinin düşünceli tasarımlarla veri hikâyelerini nasıl güçlendirebileceğini ele aldı. Blog yazısının ikinci bölümünde mükemmel veri hikâyeleri sunmak için daha uygulanabilir ipuçları paylaşacağız.

